Aile Hekimleri: Eziyet Yönetmeliği’ne Karşı Ayaktayız!
Aile hekimlerinin “eziyet yönetmeliği” olarak adlandırdığı ve maaş kesintilerine neden olan yönetmelik, geniş çapta eleştirilere maruz kalıyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde toplanan aile hekimleri, Sağlık Bakanlığı’ndan bu yönetmeliğin geri çekilmesini ve adaletsiz uygulamalara son verilmesini talep etti. Yapılan çağrı, şu ifadelerle ortaya kondu;
“Performansa dayalı ödeme ve ücret kesintileri getiren, iş güvencemizi tamamen ortadan kaldıran, topluma ve sağlık çalışanlarına zarar veren, içerdiği eziyet nedeniyle ‘Eziyet Yönetmeliği’ olarak adlandırdığımız bu yönetmelik (30 Ekim 2024) birinci yılını doldurdu.”
Bugün gelinen noktada, bu yönetmeliğin amacı sağlık emekçilerinin daha düşük ücretle, daha zor koşullarda çalıştırılması olarak görünmektedir.
“Eziyet Yönetmeliği”nin uygulamaya konulmasının üzerinden bir yıl geçti ve yapılan değişiklikler, vatandaşların hastanelere daha fazla gitmesine ve daha fazla para harcamasına neden oldu.
Karmaşık formüllerle gizlenmeye çalışılan bu yönetmelik, algı çalışmalarıyla pazarlansa da, hasta ve sağlık emekçileri için bir başka anlam taşımamakta; amacının emek ve sağlık gaspı olduğu anlaşılmaktadır.
Geçen yıl, Sağlık Bakanı “Modellediğimiz yeni sistemle aile hekimlerimizin vatandaşlarımıza ayırdığı süreyi artırdık,” demişti.
Sağlık emekçilerine ve vatandaşlara soruyoruz: Son bir yıl içinde size ayrılan süre arttı mı? Bakanlığın açıkladığı verilere bakacak olursak, hekim sayısı artmadığı halde muayene sayısındaki artış, hastalarımıza nasıl daha fazla zaman ayırabileceğimizi sorgulatmaktadır.
Sağlık Bakanı, geçtiğimiz yıl “Her yıl bin Aile Sağlığı Merkezi (ASM) yapacağız,” demişti. Ancak, 21 Kasım 2025’te TBMM’de yaptığı bütçe konuşmasında, yalnızca 1202 tesisin yatırım programında olduğunu ifade etti. O zaman, bir yıl içinde vaadettiğiniz 1000 Aile Sağlığı Merkezi nerede?
Sağlık Bakanı’na buradan sesleniyor ve soruyoruz; son bir yılda bizim ücretimizden kestiğiniz parayla ne yaptınız?
Yirmiye yakın ayrı başlıkta yaptığınız performans ödemesi, ücret vermekten çok ücret kesmek amacıyla tasarlanmış “Eziyet Yönetmeliği” için maliyeden senelik bütçe aldığınızı biliyoruz.
Fakat hemşirelerden, tavan ödemesine takıldı bahanesiyle, aile hekimlerinden bordro verilerini gizleyerek ve hastane başvurusunun fazla olduğu gerekçesiyle yüz milyonlarca lira kesinti yaptınız.
Bu bütçenin ASM’lerin yapılması ya da güçlendirilmesi için harcanmasının zorunlu olduğunu, Maliye Bakanlığı ile bu yönde bir protokol imzaladığınızı biliyoruz.
Peki, döner sermayenize aktardığınız bu paranın akıbeti ne oldu?
2025 Temmuz ayında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan mühendisler, tüm ASM’lerin deprem güvenliği değerlendirmesini gerçekleştirdi. Uzun yıllar Sağlık Müdürlüğü yaptığınız İstanbul’da, üç ASM’den birinin 1999 depremi öncesi inşa edilmiş, dayanıksız binalarda hizmet vermeye devam ettiği bilinmekte. Hazırladığınız İstanbul Depremi Raporu’nda, İstanbul’daki yaklaşık 600 ASM’nin olası bir depremin ardından çalışamaz durumda olacağı ifade edilmektedir.
Bu değerlendirme ve rapor sonuçlarını her gün bu ASM’lere gelen vatandaşlara ve burada çalışan aile hekimliği personeline iletmeyi düşünüyor musunuz?
Anlaşılan o ki, İstanbul’da çalışan sağlık emekçilerini, Şubat depremlerini yaşamış meslektaşlarımız gibi kaderlerine terk etmeyi planlıyorsunuz.
Bir sabah uyanıp, tüm aile hekimliği çalışanlarına aşı eğitimi vermeye karar veriyorsunuz. Eğitim önemlidir, aşılamanın önemi de yadsınamaz; fakat bu eğitim için gerekli donanım ve malzemeleri sağlamıyorsunuz. Aşı takip sistemine ait donanım ve gerekli aşı dolaplarını temin etmiyorsunuz. Hatta bazı aşıları dahi göndermiyorsunuz.
Aralık ayında HPV aşısı uygulanacaktı, bu uygulamadan vaz mı geçtiniz?
Son bir yıldır, yurttaşlara, meslektaşlara ve Sağlık Bakanlığı bürokratlarına mutlaka dile getirdiğimiz “Eziyet Yönetmeliği”nin ne anlama geldiğini anlatmaya çalıştık.
Herkes durumu anlamış durumda.
Hepimiz bu zor şartları deneyimliyoruz.
Tanıları koyuyoruz, ancak tedavi sürecini sağlıklı yürütemiyoruz. Kanser taramaları yapıyoruz, fakat hastaları aylardır kanser şüphesi ile bekletiyoruz; erken tedavi imkanı bulamıyoruz.
Gün geçtikçe hem hastalar hem de sağlık çalışanları tükenme hissi yaşıyor. Söz konusu yönetmelik, hastaların kayıtlarının tutulmasından öteye gitmemizi engelliyor. Ay sonunda alacağımız ücreti bile tahmin edemez hale geldik ve aldığımız bu ücretle geçim sağlamakta zorlanıyoruz.
Son yıllarda, sağlık çalışanlarının mutluluğunu kaybettiği, işlerimizden uzaklaştığı, tükenmişlik yaşadığı ve halkın nitelikli sağlık hizmetine ulaşamadığı bir sistem kurdunuz.
Verdiğiniz hiçbir vaadi yerine getirmediniz. Bizleri bu sistemin bir parçası haline getirmek için baskı ve cezalarınızla sürekli bir saldırı halindesiniz. Ancak biz, hem kendimize hem de hastalarımıza verdiğimiz sözler doğrultusunda, mesleğimizin onurunu koruyarak, sağlık sistemine yönelik yapılan saldırılara karşı buradayız. Doğru bildiğimiz işleri düzgün bir şekilde yapabilmek ve halkımızın sağlık hakkını korumak için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Son kez, sizi doğruları söylemeye ve hayata geçirmeye davet ediyoruz.
Artık yeter!
Bu eziyete son verin!
Performansa dayalı olmayan, emekliliğe yansıyan emeğimizin karşılığını alabileceğimiz, insani tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz bir ücret talep ediyoruz.
Kamu tarafından yapılmış, donanımı tam ve sağlık hizmetine uygun, güvenli Aile Sağlığı Merkezleri istiyoruz.
Mesleğimize müdahale edilmeden, puanlama sisteminin uygulanmadığı, baskı ve cezaların son bulduğu, halkımıza etkin sağlık hizmeti sunabileceğimiz bir sağlık yönetimi istiyoruz.
Biz, tüm emek meslek örgütleri olarak taleplerimiz gerçekleşene kadar bütün yasal haklarımızı kullanarak mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna açıklıyoruz.
Milli Gazete





Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın