Ali Candan’ın Ölümü: İş Güvenliği İhmali Mi?

HHaber Merkezi
0 okunma

KAMU 399 İLETİŞİM SENDİKASI BASIN AÇIKLAMASI

Konya Karatay’da, PTT A.Ş. bünyesinde dışarıdan hizmet alımı yoluyla çalıştırılan 43 yaşındaki dağıtım emekçisi Ali Candan, görev esnasında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Hayatını kaybeden Ali Candan, üç çocuk babası olup, en küçük çocuğu henüz 2 aylıktır.

Ancak bu olay, sadece bir “kaza” olarak nitelendirilemez.

Olay; iş güvenliği kurallarının sürekli ihlal edilmesi, performans baskısı ve denetimsiz taşeron çalışma sisteminin yarattığı ciddi bir kurumsal sorumluluk krizidir.

Alınan bilgilere göre, hayatını kaybeden dağıtım personelinin motosikletinin ön kısmında güvenli taşıma için uygun olmayan çuvallar yerleştirilmiş ve buna rağmen hiçbir önleyici tedbir alınmaksızın çalışmaya devam etmiştir.

Bu durum, sadece bir çalışanın hayatını değil, trafikteki diğer kişilerin de güvenliğini tehlikeye atan açık bir ihmal zincirini gözler önüne sermektedir.

Bir çalışan, yük taşıma kapasitesine ve güvenliğe sahip olmayan bir motosikletle, performans baskısı altında, son derece riskli koşullarda çalışmak zorunda kalmış ve bu ağır sonuç ortaya çıkmıştır.
Bugün sorulması gereken temel soru ise şöyle olmalıdır:

Bu çalışan neden böyle bir ortamda çalışmaya zorlanmıştır?

Türkiye’de yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverene;
riskleri önleme,
tehlikeleri ortadan kaldırma,
çalışanların hayatını korumaya yönelik sistem kurma
yükümlülüğü getirmektedir.

Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri, özellikle;
ILO 155 İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi
ve ILO 187 İş Sağlığı ve Güvenliği Teşvik Çerçeve Sözleşmesi,
çalışanların güvenli koşullarda çalışma hakkını tanımaktadır. Dolayısıyla bu olay sadece bir idari mesele değil, aynı zamanda hukuki, vicdani ve kurumsal bir sorumluluk konusudur.
Bir dağıtım emekçisi hayatını kaybettiğinde şu sorular yanıtsız bırakılamaz:

Motosiklet üzerindeki güvenli taşımaya uygun olmayan yüklerle dağıtıma çıkmasına kim izin vermiştir?

İş güvenliği riskleri açıkça ortadayken neden müdahale edilmemiştir?

Performans baskısı altında çalışan personelin yaşamı neden korunmamıştır?

Unutulmamalıdır ki;

Bir çalışanın tehlikeli bir ortamda çalışmasına izin veren sistem, meydana gelen sonuçlar açısından hukuken ve ahlaken sorumludur.

Bir insan hayatı kaybedilmiş,

bir aile, evladını, eşini ve babasını yitirmiştir.

Henüz 2 aylık bebeği olan üç çocuk babası Ali Candan’ın kaybı, yaşanan ihmallerin ne denli ciddi sonuçlar doğurduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bundan sonra verilecek hiçbir cevap, sorumluluktan kaçmak amacıyla kaleme alınmış basit bir bürokratik ifade olamaz.
Kamu 399 İletişim Sendikası olarak net bir şekilde vurguluyoruz:

Eğer bu olay sadece bir trafik kazası olarak geçiştirilmeye çalışılırsa, bu durum kamu vicdanında ve hukuk önünde ciddi sonuçlara yol açacaktır.

Sendikamız;

Bu olayın tüm yönleriyle adli ve idari soruşturma kapsamına alınmasını,
iş güvenliği ihlallerinde sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gereken cezai ve idari sürecin başlatılmasını,
taşeron çalışma sistemi içindeki dağıtım personelinin gerçek iş güvenliği korumasına kavuşturulmasını
talepler arasında belirtmektedir.

Aksi takdirde bu olay yalnızca bir çalışanı değil, kurumsal sorumluluğu sorgulanır hale getiren bir sistemi de tarihe kaydedecektir.

Çünkü unutmamak gerekir:
İş güvenliği ihmali kader olmamalıdır.
Eğer bir ihmal varsa, sorumluluğun da var olduğunu bilmeliyiz.
Bir dağıtım emekçisinin hayatı,

hiçbir performans hedefinden, istatistikten veya bürokratik rapordan daha değersiz değildir.
Kamu 399 İletişim Sendikası olarak, Ali Candan’ın anısına ve tüm dağıtım emekçilerinin yaşam hakkına sahip çıkma kararlılığındayız; bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve hukuki ile toplumsal mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

KAMU 399 İLETİŞİM SENDİKASI

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın