Bakan Tekin’den Tarihi Eleştiri: Laiklik ve Kapatılan Camiler

HHaber Merkezi
0 okunma

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tarihi hakikatleri sıraladığı konuşmasıyla son günlerde yoğun eleştirilerin hedefi haline geldi. Özellikle Türkiye tarihindeki bazı dönemlerin olumsuz yönlerinin altını çizen Tekin, dikkati çekici ifadeler kullandı. Bakan Tekin, “Sizin laiklikten anladığınız şey şu; 1940’lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kur’an-ı Kerim öğrenmesini yasaklamak. Siz bunları laikliğin gereği olarak yaptınız,” diyerek geçmişte uygulanan politikaları eleştirdi.

Tekin’in eleştirileri özellikle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dönemine ve tek parti iktidarının uygulamalarına yöneliktir. Özellikle İsmet İnönü’nün iktidar yıllarında gerçekleştirilmiş olan uygulamalar, Bakan Tekin tarafından hatırlatılıyor. Bu dönemde camilerin kapatılması, ibadethanelerin farklı amaçlarla kullanılması ve Kur’an eğitimine getirilen yasaklar gibi somut örnekler verildi. Tekin’in bu söylemleri, Türkiye’de laiklik anlayışının geçmişteki yanlış uygulamalarını gündeme getirirken, sorular da doğurdu: “Camilerin kapısına kilit vurulmadı mı?”, “Ahıra çevrilmedi mi?”, “Kur’an okunması ve öğretilmesi yasaklanmadı mı?” Bu soruların yanıtları, Bakan Tekin’in ifadeleriyle birlikte tartışmaya açıldı.

Yusuf Tekin’in açıklamaları, laiklik kavramının yıllar boyunca nasıl yanlış yorumlandığını da gündeme getirdi. Laikliğin, dinin devletten ayrılması anlamına geldiğini belirten Tekin, devletin din üzerindeki müdahalesinin laiklik olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etti. “Devletin ezanın nasıl okunacağına karışması, tekke ve zaviyelerin kapılarına kilit vurulması, camilerin kapatılması ve müzeye dönüştürülmesi laiklik miydi?” diye sorarak bu uygulamaların arkasındaki niyetlerin altını çizdi.

Bakan Tekin’in hatırlattığı diğer bir dönüm noktası ise 28 Şubat sürecidir. Bu karanlık dönemde, başörtüsü nedeniyle birçok öğrenci zorbalığa ve ayrımcılığa maruz kalmış, üniversitelere ve sosyal hayata katılımları engellenmiştir. Tekin, “Kendi icat ettiğin bir laikliği bana dayatıyorsun. Bu olmaz,” diyerek, üniversiteye başörtüsüyle gitmek isteyen gençlerin ikna odalarına alınarak, ideolojik bir baskıya uğradığını vurguladı. Bu durum, toplumun hafızasında hala taptaze bir yara olarak duruyor.

Geçmişte yaşananlar göz önüne alındığında, pek çok insan, başörtüsü yasağının ne tür acılar ve zulümler getirdiğini iyi bir şekilde hatırlamaktadır. 1980’li yıllarda, başörtüsü takan üniversite öğrencilerine yönelik saldırılar ve uygulamalar, Türkiye’nin modern tarihinde karanlık bir nokta oluşturmaktadır. Allah ilk başörtüsü yasağını protesto eden öğrencilerin polislerce dövülmesi, başörtülü kadınların toplumda dışlanması ve buna benzer daha pek çok olay, genç kuşakların mücadelelerinin hep bir hatırası olarak kalmıştır. Özellikle o dönemlerde yapılan uygulamalar, birçok insanın akademik ve sosyal yaşamını doğrudan etkilemiştir.

Ayrıca, çeşitli üniversitelerde başörtülü öğrencilere giriş yasağı getirilmesi, bir kadının sağlık hizmeti alması durumunda başörtüsü nedeniyle muayene edilmeme gibi uygulamalar, toplumda yaşanan ayrımcılığı somutlaştırmaktadır. Örneğin, Hacettepe Üniversitesi’nde başörtülü öğrencilerin eğitim binalarına girmesine izin verilmemesi gibi kararlar, “laiklik” kılıfıyla, toplumsal hayatın bir kesiminin yok sayılmasına neden olmuştur. Tüm bu olgular, CHP geçmişinin karanlık bir dönemini yansıtan durumlar olarak hafızalarda kalmaktadır.

Tüm bu olaylar ve tartışmalar ışığında, Yusuf Tekin’in gündeme getirdiği noktalarda haklılık payı taşımaktadır. Geçmişte yaşanan bu haksızlıkları,

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın