Halep’in Düşüşü: PKK/YPG’nin Destekleri Sorgulanıyor!
28 Kasım sabahında Halep’in hızla muhaliflerin kontrolüne geçtiği haberleri, birçok güvenlik analistinin ekranlarda görünmesiyle büyük bir telaş yarattı. Bu analistler, durumu son derece kötü bir gelişme olarak nitelendirerek, bunun PKK’nın faaliyetlerini daha da kolaylaştıracağını belirttiler. O günlerde, Kuzeydoğu Suriye’de PKK/YPG unsurları, Halep’in düşmesinden önce bölgeye doğru hareket etmeye çalıştılar; ancak bu durumun arka planında önemli bir bilgi vardı: PKK/YPG, Halep’i terk eden Esad rejiminden, yani Beşar Esad’dan davet almışlardı.
Türk kamuoyuna bu durumu aktarırken, analistler, PKK/YPG’ye bir alan açılması tehlikesini öne sürerken asıl vurguladıkları nokta Esad rejiminin hayatta kalmasının gerekliliğiydi. Türkiye’deki yorumcular, bu olayı oldukça karamsar bir şekilde değerlendirerek, yerel ve uluslararası aktörler arasında yeni bir frame oluşturmuşlardı. Bu bağlamda, Suriye’de Esad’ın oluşturduğu baskıcı rejimin sonuçları çok daha ciddi bir konuydu. 70 bin kişi gibi büyük bir kitlenin feci bir ortamda tutulduğu Sednaya Cezaevi görüntüleri, geçmişteki insanlık suçlarıyla karşılaştırıldığında, bunun yanında Esad’ın rejiminin dünya üzerindeki etkileri hakkında derin kaygılar uyandırıyor.
Bu gelişmelerin ardından, 27 Kasım’da PKK/YPG, Esad rejiminden aldığı davetle Halep’e doğru hareket etmeye başladı, ancak Türkiye’ye müzahir Milli Suriye Ordusu (SMO) birlikleri, Tel Rıfat bölgesinde PKK/YPG’yi durdurmayı başardı. Ardından, Tel Rıfat’ın kontrolü hızla SMO’ya geçti ve bu süreçte Mümbiç’ten PKK/YPG militanlarının çıkarılması ile ilgili olumlu gelişmeler yaşandı. 8 Aralık’ta, Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa’nın, Mümbiç operasyonuna başladıklarını duyurmasıyla 9,5 yıllık bir baş ağrısı olan Mümbiç’in kontrolü de SMO’ya geçmiş oldu. Böylece, PKK/YPG’nin önemli müttefiki Esad rejiminin çöküşü, örgüt için bir kayıp anlamına geliyordu.
Bu noktada, PKK/YPG’nin yaslandığı diğer önemli bir destek ise ABD’dir. Ancak gelişmeler, PKK/YPG’nin bu iki destek noktasını kaybetme riski altında olduğunu gözler önüne seriyor. Halep ve Şam’daki gelişmelerin ardından, Suriye’nin diğer bölgelerinde de halkın PKK/YPG’ye karşı tavır almaya başladığı görülmeye başlandı. Deyri Zor ve Rakka’da halkın PKK/YPG’ye karşı durmaları, bu terör örgütünün Suriye’deki etkisini kaybetmekte olduğuna işaret ediyor.
Son olarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Doha’daki açıklamalarının önemi büyüktür. Fidan, Esad rejiminin çöküşünü takip eden dönemde PKK/YPG ile hiçbir şekilde meşru bir ilişki kurulamayacağını vurguladı. Bu açıklama, Türk hükümetinin PKK/YPG’ye karşı alacağı tutumu net bir biçimde ortaya koyuyordu. Böylece, Suriye’deki muhalefetin geleceği ile Türkiye’nin duruşu arasında bir senkronizasyon sağlanmış oldu.
Bu gelişmelere baktığımızda, Esad rejiminin çöküşünün PKK/YPG için nasıl bir sonuç doğuracağı konusunda derin düşüncelere dalmak gerekir. Örgütün durumunu ve geleceğini etkileyen bu değişimler, Suriye’deki siyasi dengelerin yeniden şekillenmesi sürecini de tetikleyebilir. Tüm bu olaylar, Suriye iç savaşının dinamiklerini değiştirmeye yönelik bir potansiyel barındırmaktadır ve bu, bölgedeki çatışmaların seyrini belirleyebilir.





Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın