Sahte Diplomalarla Dolup Taşan Akademi Skandalı!

HHaber Merkezi
0 okunma

Türkiye, üst düzey kamu yöneticilerinin elektronik imzalarını kopyalayan bir çetenin yüzlerce kişiye sahte diploma dağıttığı skandalını tartışıyor. Bu çetenin faaliyetleri sonucu 400 kişi “profesör” ve “doçent” unvanı alırken, devletin bu duruma hiçbir müdahalede bulunmaması, “Devlet neredeydi?” sorusunu gündeme getirdi.

KARAR, e-Devlet sistemindeki güvenlik açığını 2023 ve 2024 yıllarında manşetlerine taşıyarak konuyu gündemde tuttu; ancak ilgili yetkililerden tatmin edici bir açıklama gelmemişti.

DİJİTAL ALTYAPILARA SIZDILAR

Ankara merkezli yürütülen soruşturma, büyük bir skandalı gün yüzüne çıkardı. Çetelerle ‘müşterileri’ arasındaki anlaşmazlıkların sosyal medya üzerinden ifşa edilmesinin ardından savcılık harekete geçti. Bu süreçte, BTK Başkanı, başkan yardımcıları, YÖK Eğitim Öğretim Daire Başkanı ve 14 üniversitenin öğrenci işleri daire başkanları ile personelinin elektronik imzalarının kopyalandığı belirlendi. Böylece, sahte kimlik ve belgelerle e-imza üreten yapı, devlet kurumlarının dijital sistemlerine sızmış oldu. Sistem boşlukları kullanılarak mezuniyet kayıtları ve not ortalamalarına müdahaleler gerçekleştirilmiş, doçentlik başvuruları ve diploma bilgileri üzerinde değişiklikler yapılmıştı.

YÜZLERCE KİŞİYE AKADEMİK DERECE

65 kişilik çete hakkında ‘kişisel verileri ele geçirmek’, ‘bozmak yok etmek’ ve ‘sahte belge üretmek’ suçlamalarıyla dava açıldı. Bu yöntemle, aralarında II. Abdülhamit’in torunu Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi, sahte akademik unvanları elde etti. Yapılan incelemeler sonucu, bu şekilde 400 kişinin ‘profesör’ ve ‘doçent’ unvanı aldığı tespit edildi. 200 kişi hakkında da suç duyurusunda bulunuldu. YÖK Başkanı Erol Özvar, yürüttükleri soruşturmada yasal boşluklar nedeniyle yetersiz tedbirlerin alındığını dile getirdi.

KİM BU 400 KİŞİ

Yaşanan skandalın ardından kamuoyunda, sahte belgelerle “profesör” ve “doçent” unvanı alan 400 kişinin kimlikleri merak konusu oldu. Sosyal medya kullanıcıları, bu kişilerin hangi önemli görevlerde yer aldığını, imzalarıyla kime avantaj sağladıklarını ve kimin haklarına tecavüz ettiklerini sorguladı. Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de bu kişilerin listesinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.

DİPLOMA SKANDALI

Akademik camiayı sarsan sahte diploma soruşturmasında hazırlanan iddianame, son yılların en dikkate değer dolandırıcılığını ortaya koydu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada, sahte e-imzayla birlikte üniversite ve lise diplomaları ile sürücü başarı belgeleri üretildiği belirlendi. Mayıs ayında gözaltına alınan şüphelilerden 16’sı tutuklandı. Toplam 134 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Şüphelilere, ‘ÖSYM Kanunu’na muhalefet’, ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Bilişim sistemine girme’, ‘Verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’ gibi suçlardan 6 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

DİPLOMA BAŞI 400 BİN: Suçlamaların merkezindeki şüphelilerin, E-İMZATR ve TÜRKTRUST gibi elektronik sertifika sağlayıcıları ile Gazi Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı sistemlerine giriş yaptıkları ortaya çıktı. İddianamede, bu kişilerin sahte belgeler karşılığında 400 bin lira kadar ödeme aldıkları öne sürüldü. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ise, BTK Başkanı, başkan yardımcısı, YÖK Eğitim Öğretim Daire Başkanı ve 14 üniversitenin öğrenci işleri daire başkanlarına ait e-imzaların kopyalandığı tespit edilirken, çete üyeleri verdikleri ifadelerde 400 akademisyenin usulsüz atanmasına yardımcı olduklarını itiraf etti. Zanlılar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin diplomalarını dahi kullandıklarını beyan etti.

YÖK’TEN AÇIKLAMA: YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, bu çerçevede eş zamanlı iki soruşturmanın başlatıldığını belirtti. “Çok ciddi bir hadise ile karşı karşıyayız. Sadece YÖK olarak değil, sahte diploma verilen tüm üniversiteler de kendi bünyelerinde süreci inceleyecek. Resmi yazılar gönderildi, idari işlemler başlatıldı. Diploma sahteciliğiyle mücadele hem idari hem de hukuki zemin gerektiriyor. Yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Cezai yaptırımların artırılması şart. Mevzuatımızda bu alana özgü net hükümler bulunmamakta” ifadelerini kullandı. Türk Ceza Kanunu’nda sahte diplomalara dair özel bir düzenleme olmadığı için benzer suçlar “resmî belgede sahtecilik” kapsamında değerlendiriliyor ve ceza miktarı 1 ila 3 yıl arasında hapisle sınırlı kalıyor. Yaşanan olaylar, üniversitelerde akademik liyakat sistemine duyulan güveni ciddi biçimde zedelerken, eğitim çevrelerinde bu skandalın yalnızca yüzeysel bir kısmının ortaya çıktığı yorumları yapıldı. Dijital güvenlik açıkları ve denetim zaafiyetleri yeniden gündeme geldi. Daha önce KARAR’ın manşetlerinde yer bulan e-Devlet sızıntılarıyla ilgili yetkililer, her seferinde tatmin edici bir açıklama yapamamıştı.

KARA LİSTE KAMUOYUNA AÇIKLANMALI

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, sahte diploma ve unvan skandalına yönelik tepkisini dile getirdi. Yürütülen soruşturmanın sadece birkaç usulsüzlüğü değil, üniversite sistemine yönelik derin bir güven krizini de ortaya koyduğunu vurgulayan Çelik, “Üniversiteler, bir ülkenin çağdaş düşüncesidir, geleceğe yönelik en büyük teminatıdır. Bu mesele halının altına süpürülerek çözülemez. Sessiz bir şekilde yürütülen işlemler, toplumsal vicdanı daha da yaralar. Eğer bir kara liste oluşturulduysa, bu kamuoyuna açıklanmalıdır. Üniversitelerimizin itibarını korumak için şeffaflık artık zorunludur. Üniversite sistemi şüpheye yol açmamalıdır. Toplumun güvenini yeniden kazanmanın yolu, gerçeklerin gün yüzüne çıkartılmasıdır.” açıklamalarında bulundu.

KARAR

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın