Türkiye’de Yaşlı Nüfus 2025’te 9.5 Milyona Ulaşacak!

HHaber Merkezi
0 okunma

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait “İstatistiklerle Yaşlılar” raporunu yayınladı.

Verilere göre, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 olarak belirlenen 65 yaş ve üzeri nüfus, 5 yıl içinde yüzde 20,5 oranında bir artışla 2025’te 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaşacak. Yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı 2020 yılında yüzde 9,5 iken, 2025 yılına gelindiğinde bu oranın yüzde 11,1’e çıkması bekleniyor.

Yaşlı nüfusun çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor

2025 yılı itibarıyla yaşlı nüfusun yüzde 44,7’sini erkekler, yüzde 55,3’ünü kadınlar oluşturuyor. Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında ise yüzde 33,6 olacağı öngörülüyor.

Düşük senaryoya göre, doğurganlık oranlarındaki hızlı azalışın devam etmesi halinde, yaşlı nüfus oranlarının 2030’da yüzde 13,5, 2040’ta yüzde 18,2, 2060’ta yüzde 28,8, 2080’de yüzde 38,5 ve 2100’de yüzde 42,8’e yükselebileceği belirtiliyor.

Yüksek senaryo ise doğurganlığı artırıcı önlemlerin etkili olacağını varsayıyor ve bu durumda yaşlı nüfus oranlarının 2030’da yüzde 13,4, 2040’ta yüzde 17,5, 2060’ta yüzde 25,5, 2080’de yüzde 29,8 ve 2100’de yüzde 28,2 olacağı hesaplandı.

Yaş gruplarına göre yapılan incelemelerde, 2020 yılında yaşlıların yüzde 63,8’inin 65-74 yaş grubunda, yüzde 27,9’unun 75-84 yaş grubunda ve yüzde 8,4’ünün 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülüyor. 2025’te ise bu oranların sırasıyla yüzde 62,9, yüzde 29,3 ve yüzde 7,8’e düşeceği kaydedildi.

100 yaş ve üzeri olan yaşlı nüfus 2025’te 8 bin 290 kişiye ulaşacak ve bu grubun toplam yaşlı nüfusu içindeki oranı ise yüzde 0,1 olacak.

Nüfus yapısındaki değişimler

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçmesi, nüfusun yaşlanma sürecini işaret ediyor. Türkiye’de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarına göre daha hızlı bir artış göstermekte.

Küresel yaşlanma süreci olarak bilinen demografik dönüşüm sürecini yaşayan Türkiye’de, doğurganlık ve ölüm hızlarındaki düşüş ile sağlık alanındaki ilerlemeler, yaşam standartlarının artmasına neden olmuş, bu da nüfusun yaş yapısında değişikliklere yol açmıştır. Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken, yaşlıların oranı büyümekte. Türkiye, oransal olarak yaşlı nüfusa sahip ülkeler arasında genç bir nüfus yapısına sahip olmasına karşın, sayısal olarak yüksek bir yaşlı nüfus bulunmaktadır.

Nüfus ortalaması 2020’de 32,7 iken, 2025 yılı itibarıyla 34,9 olarak belirlenmiştir. 2025’te ortanca yaş erkeklerde 34,2, kadınlarda ise 35,7 olarak hesaplanıyor.

Nüfus projeksiyonlarına göre ortanca yaşın 2030’da 37,1, 2040’ta 41,4, 2060’ta 48, 2080’de 51,5 ve 2100’de 52,2 olacağı tahmin edilmektedir.

Yaşlı bağımlılık oranı, 2020’de yüzde 14,1 iken, 2025’te bu oranın yüzde 16,2’ye yükseleceği öngörülüyor.

Yaşlı bağımlılık oranının 2030’da yüzde 19,5, 2040’ta yüzde 26,5, 2060’ta yüzde 45,5, 2080’de yüzde 61,9 ve 2100’de yüzde 61,6 olacağı tahmin ediliyor.

Türkiye, yaşlı nüfus açısından 194 ülke arasında 75’inci sırada yer alıyor.

2025 yılındaki nüfus tahminlerine göre dünyadaki toplam nüfus 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi olurken, yaşlı nüfusun 856 milyon 880 bin 405 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Bu durumda dünya nüfusunun yüzde 10,4’ünü yaşlı nüfus oluşturacak.

En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ülkeler arasında Monako yüzde 36, Japonya yüzde 30 ve İtalya yüzde 25,1 ile ilk üçte yer almaktadır. Türkiye ise bu sıralamada 75. sıradadır.

Yaşlı nüfus oranının en fazla olduğu il, 2025’te yüzde 21,7 ile Sinop olarak belirlenmiştir. Sinop’u yüzde 21,1 ile Kastamonu ve yüzde 20 ile Giresun takip etmektedir. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,8 ile Şırnak’tır. Şırnak’ı yüzde 4,5 ile Şanlıurfa ve yüzde 4,7 ile Hakkari izlemektedir.

Yaşlı nüfus oranının toplam nüfus içindeki yerinin yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2025’te 62 olarak kayıtlara geçmiştir.

Her dört haneden birinde en az bir yaşlı birey bulunmakta

Türkiye’de 2025’te 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560’ında 65 yaş ve üzeri en az bir birey bulunmaktadır. Bu oran, hanelerin yüzde 26,1’inde en az bir yaşlının yaşadığı anlamına geliyor.

En az bir yaşlı birey bulunan bu 7 milyon 46 bin 560 haneden 1 milyon 836 bin 496’sında yalnız yaşayan yaşlı bireylerin bulunduğu tespit edildi. Bu hanelerin yüzde 73,5’inde yaşlı kadınlar, yüzde 26,5’inde ise yaşlı erkekler yer alıyor.

Tek kişilik yaşlı hane oranının en yüksek olduğu il, 2025’te yüzde 34,3 ile Balıkesir olarak belirlenmiştir. Balıkesir’i yüzde 34,1 ile Çanakkale ve yüzde 33,7 ile Burdur takip etmektedir. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 8,3 ile Hakkari’dir. Hakkari’yi yüzde 13,8 ile Batman ve yüzde 15 ile Van izlemektedir.

Yaşlı bireylerin yüzde 37,9’u en az bir çocuğu ile aynı adreste yaşıyor

Yaşlı bireylerin, 15 yaş ve üzeri çocuklarıyla ikamet ettikleri yerlerdeki yakınlıkları incelendiğinde, 2025’te yaşlı bireylerin yüzde 37,9’unun en az bir çocuğuyla aynı adreste, yüzde 5,9’unun çocuğuyla aynı binada, yüzde 6,8’inin aynı cadde veya sokakta, yüzde 8,3’ünün çocuğuyla aynı köyde veya mahallede, yüzde 15’inin çocuğuyla aynı ilçede ve yüzde 9,3’ünün ise çocuğuyla aynı ildeki farklı bir ilçede yaşadığı gözlemlenmiştir.

Yaşlı bireylerin yüzde 9,9’unun aynı ilde ikamet eden çocuğu yokken, yüzde 1,7’sinin Türkiye’de ikamet eden çocuğu bulunmuyor.

Yaşlı bireyler yaş gruplarına göre incelendiğinde ise 75 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 36,4’ünün, 85 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 39,9’unun, 90 ve daha yukarı yaştaki bireylerin ise yüzde 43’ünün en az bir çocuğuyla aynı adreste yaşadığı tespit edildi.

Yalnız yaşayan yaşlı bireylerin 2025’te yüzde 10,1’inin en az bir çocuğu ile aynı binada, yüzde 12,8’inin aynı cadde veya sokakta, yüzde 13,3’ünün çocuğuyla aynı köyde veya mahallede, yüzde 22,8’inin çocuğuyla aynı ilçede ve yüzde 14,2’sinin çocuğuyla aynı ildeki farklı bir ilçede yaşadığı belirlendi.

Yalnız yaşayan ve aynı ilde çocuğu bulunmayan yaşlı bireylerin oranının en yüksek olduğu il, 2025’te yüzde 40,9 ile Çankırı olarak kaydedildi. Bu ili yüzde 39,8 ile Kastamonu ve yüzde 39,3 ile Sinop takip etmektedir. Oranın en düşük olduğu il ise yüzde 4,1 ile İstanbul’dur. İstanbul’ı yüzde 4,8 ile Gaziantep, yüzde 5,2 ile Şırnak ve Şanlıurfa izlemektedir.

Yaşlı nüfusun yüzde 88,4’ü okuma-yazma biliyor

Yaşlı bireyler arasında okuma-yazma bilme oranı, 2024’te yüzde 88,4, okuma-yazma bilmeyenlerin oranı ise yüzde 11,6 düzeyinde gerçekleşti.

Eğitim durumuna göre yapılan analizlerde, 2024 yılında yaşlı nüfusun yüzde 46,7’sinin ilkokul, yüzde 10,4’ünün ortaokul veya dengi okul/ilköğretim, yüzde 10,4’ünün lise veya dengi okul, yüzde 9’unun ise yükseköğretim mezunu olduğu belirlendi.

Okuma-yazma bilen yaşlı erkeklerin oranı yüzde 97, yaşlı kadınlar için bu oran ise yüzde 81,5 olarak kayıtlara geçti. Tüm eğitim seviyelerinde yaşlı erkeklerin oranı, yaşlı kadınların oranından daha yüksektir.

Hayat Tabloları 2022-2024 sonuçlarına göre Türkiye geneli için doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl olarak hesaplanmıştır. Genel olarak kadınların, erkeklerden daha uzun yaşadığı ve bu iki cins arasındaki yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu tespit edilmiştir.

Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir bireyin beklenen yaşam süresi ise ortalama 18 yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürenin erkekler için 16,3 yıl, kadınlar için 19,6 yıl olduğu gözlenmiştir. Başka bir deyişle, 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşayacağı ifade edilmektedir. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 11 yıl, 85 yaşında ise 5,8 yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

Yaşlı bireylerin medeni durumu

2025 yılı itibarıyla yaşlı erkeklerin yüzde 1,5’inin hiç evlenmemiş, yüzde 83,8’inin resmi olarak evli, yüzde 4,2’sinin boşanmış ve yüzde 10,6’sının eşi ölmüş olduğu görülmüştür. Yaşlı kadınların ise yüzde 2,9’unun hiç evlenmemiş, yüzde 47,5’inin resmi nikahla evli, yüzde 4,7’sinin boşanmış ve yüzde 44,9’unun eşi ölmüş olduğu tespit edilmiştir.

Yoksulluk ve yaşam koşulları üzerine yapılan istatistiklere göre, 2025’te toplam nüfusun yüzde 27,9’unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu görülürken, yaşlı nüfus için bu oranın yüzde 22,8 düzeyinde olduğu belirlendi. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski taşıyan yaşlı bireylerde, erkeklerde bu oranın yüzde 21,8, kadınlarda ise yüzde 23,6 olduğu tespit edildi.

Yaşlı bireylerin iş gücüne katılım oranı, 2020’de 15 yaş ve üzeri nüfus için yüzde 49,3 iken, 2024’te yüzde 54,2 olarak kaydedildi. Yaşlı bireyler için ise bu oran 2020’de yüzde 10, 2024’te ise yüzde 13,1 seviyesine ulaştı. Cinsiyete göre incelendiğinde, yaşlı erkekler arasında iş gücüne katılım oranı 2024’te yüzde 21,4, yaşlı kadınlar arasında ise yüzde 6,5 olarak belirlendi. Yaşlı nüfusta işsizlik oranı 2020’de yüzde 2,7 iken, 2024’te yüzde 2,9 olarak saptandı.

İstihdam edilen yaşlı bireylerin sektörlerdeki dağılımı ise 2024’te yüzde 56,9’unun tarım, yüzde 32’sinin hizmetler, yüzde 7,7’sinin sanayi, yüzde 3,4’ün ise inşaat sektöründe yer aldığına işaret etmektedir.

Yaşlılar 2024 yılında en çok dolaşım sistemi hastalıklarından ölüm yaşadı

Ölüm ve ölüm nedenlerine ilişkin verilere göre, 2024 yılında yaşlılar arasında meydana gelen ölümlerin yüzde 39,9’u dolaşım sistemi hastalıkları sebebiyle gerçekleşti. Bu durumu, ikinci sırada yüzde 17,2 ile solunum sistemi hastalıkları, üçüncü sırada ise yüzde 14,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler izledi.

Ölüm nedenleri cinsiyetler arası değerlendirildiğinde, en belirgin farklılığın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerde görüldüğü belirtildi. Yaşlı erkeklerde bu nedenle hayatını kaybedenlerin oranı yüzde 18,1 iken, yaşlı kadınlar için bu oran yüzde 10,1 olarak ortaya çıktı.

Alzheimer hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden yaşlıların sayısı 2020’de 13 bin 714 iken, bu rakam 2024’te 10 bin 742’ye düştü. Alzheimer hastalığından ölen yaşlılar arasındaki oran ise 2020’de yüzde 3,7, 2024’te ise yüzde 3 olarak kaydedildi.

Cinsiyete göre Alzheimer’dan ölen yaşlıların oranı, 2024’te erkeklerde yüzde 2,2, kadınlarda ise yüzde 3,8 olarak belirlendi.

Yaşlı erkekler, kadınlardan daha fazla internet kullanıyor

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanımına ilişkin araştırma sonuçları, 65-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranının 2020’de yüzde 27,1’ken, 2024’te bu oranın yüzde 53,2’ye yükseldiğini ortaya koydu.

İnternet kullanımında cinsiyetler arasında, yaşlı erkeklerin kadınlardan daha fazla internet kullandığı belirlendi. 2025’te internet kullanan yaşlı erkeklerin oranı yüzde 61,3, yaşlı kadınların oranı ise yüzde 46,1 olarak kayıtlara geçti.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın