Umut Hakkı ve Şartla Salıverilme Mekanizmaları

HHaber Merkezi
0 okunma

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda, infaz hukukunun önemli tartışma konularından biri olan “umut hakkı” ve şartla salıverilme mekanizmalarını ele aldı.

Uçum’un yazısı şu şekilde;

– Şartla salıverilmenin diğer bir ifadesi olarak umut hakkı

Uçum, umut hakkının, daha önce de ifade edildiği gibi, bireysel bir hak ya da terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’a yönelik bir tahliye imkanı olmadığını vurguladı. Umut hakkı, doğrudan bir tahliye anlamına gelmemekte olup, bir af uygulaması niteliğini de taşımamaktadır. Bu bağlamda, umut hakkı, bağımsız bir hak değil, şartla salıverilme imkanının başka bir şeklinden ibarettir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına dayanarak yapılan umut hakkı değerlendirmesinin, şartla salıverilme anlamına geldiği de belirtiliyor. Mevzuatımızda umut hakkı terimi kullanılmamakta, bunun yerine koşullu salıverilme kavramı öne çıkmaktadır.

Buna ek olarak, AİHM içtihadına atıfta bulunarak ifade edilen umut hakkının geçerliliği üzerinde tartışmalar sürmektedir. Şartla salıverilme, hükümlülerin sahip olduğu bir hak olmaktan ziyade, hukuki bir imkandır. Bu imkan, hükümlünün iyi halli olması ve kanunda belirtilen asgari süreyi tamamlamasına dayanır.

– Kesin bir hak değil, hukuki imkan olarak şartla salıverilme

Hükümlüler, başlangıçta kesin bir şartla salıverilme hakkına sahip değillerdir; yalnızca şartla salıverilme umudu vardır. Umut hakkının gerçekleşmesi için öncelikle asgari cezanın iyi halli şekilde çekilmesi gerekmektedir. Devamında ise bir idari rapor ile infaz yargısının kararı gereklidir. Bu iki aşama olumlu bir şekilde tamamlandığında hükümlü, koşullu olarak salıverilmektedir. Ancak koşullu salıverilme, infazın nihai bir şekilde tamamlandığı anlamına gelmemektedir. Hükümlü, koşullu salıverilme süresince yeni bir suç işlediği takdirde, hem mevcut cezasını çekmekte hem de yeni ceza nedeniyle daha fazla kalmaktadır.

Umut hakkı, ömür boyu ceza almış olanların koşullu salıverilme umudunu beslemeyi ifade etmektedir. Bu hak değil, bir hukuki imkandır. Hükümlüye sunulan bu fırsat, cezanın genel infaz amacına yöneliktir. Hükümlünün toplumla yeniden uyumlu bir hayata dönmesi hedeflenmektedir. Bu çerçevede, ömür boyu cezaevinde kalma gerekliliği ile cezanın hedefleri arasında bir çelişki bulunduğu belirtilmektedir. Hükümlüye “bir gün özgürlüğüne kavuşma umudu” tanımayan bir sistem, ceza infazının amacından saptığı kabul edilmektedir. Ancak, bazı suçlar için koşullu salıverilme imkanı tanımayan düzenlemeler de mevcuttur. Türkiye’de de bazı suçlar bu kapsamın dışına bırakılmıştır.

Şartla salıverilme imkanı, mevcut kapsam dışında olan suçlardan hükümlü olanlara tanınsa da şartla salıverilmenin esasları yine uygulanacaktır. Otomatik bir serbest bırakma söz konusu değildir.

İdare ve gözlem kurullarının altı ayda bir yapacağı değerlendirme sonucunda oluşturulan rapor ile infaz hakimliğinin kararı doğrultusunda işlem yapılmaktadır. Şartla salıverilme kararı, hükümlünün infaz süresi boyunca iyi halli olduğunun tespitiyle mümkündür. Aksi takdirde, cezasına devam etmek zorunda kalacaktır.

Hedefteki hükümlüler arasındaki kapsam dışı olanların kapsama alınması durumunda, bu kişilerin örgütlü suçlar nedeniyle mahkumiyet aldıkları için, mevcut yasal düzenlemelere göre: müebbet hapis cezası alanlar için 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanlar için 36 yıl, müebbete eklenen bir veya daha fazla müebbet ceza durumda olanlar için 40 yıl, müebbete eklenen bir veya daha fazla süreli ceza durumunda ise en fazla 40 yıl ceza çekilmesi şarttır.

Herhangi bir yasal düzenleme yapılması halinde, bu süreler tamamlanmadan şartla salıverilme hakkı doğmayacaktır. Belirtilen cezanın çekilmesinden sonra umut hakkı devreye girmektedir.

Özetle, şartla salıverilmeden ve umut hakkı olarak adlandırılan bu imkandan faydalanabilmek için iki temel koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir: İlk olarak, kanunda belirtilen süre kadar cezanın çekilmesi, ikinci olarak ise bu süre zarfında hükümlünün iyi halli olması gerekmektedir. İnfaz hakiminin bu iki durumun bir arada olması halinde karar vermesiyle şartla salıverilme gerçekleşir; aksi takdirde infaz devam eder.

– Şartla salıvermenin genişletilmesi halinde kapsama dahil edilecekler:

Umut hakkı olarak bahsedilen şartla salıverilmenin genişletilmesi durumunda yeni kapsama alınacak hükümlüler şunlardır:

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan örgütlü suçlardan hükümlü olanlar,
Geçmişte ölüm cezaları müebbet ağır hapis cezasına ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları,
Ayrıca terör suçları nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış kişilerdir.
Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bu düzenlemeyi yaparsa, Öcalan da kapsama dahil olacaktır. Bu tamamen TBMM’nin takdirine bağlıdır.

TBMM, kapsam dışında kalan suçları şartla salıverilmenin kapsamına eklemek isterse, bu konuda işlem süreci, değerlendirme talepleri ve ilgili idari- yargısal merciler bakımından özel düzenlemeler yapabilir. Genel şartla salıverilme yönteminden farklı bir prosedür belirlemesi de mümkündür.

– Mevcut durumda şartla salıverilmenin kapsamı

Yürürlükteki İnfaz Kanunu çerçevesinde, yukarıda bahsedilen kapsam dışı hükümlüler dışında kalan tüm hükümlüler, suç ve ceza türlerinden bağımsız olarak şartla salıverilme imkanına sahiptir. Özellikle terör suçları nedeniyle müebbet veya süreli hapis cezası almış olanlar, mevcut kapsama girmektedir. Ancak, bu avantajın sağlanabilmesi için, yasanın öngördüğü asgari cezaların çekilmesi ve ceza süresince iyi halli olunması şarttır. Bu nedenle, şu anda umut hakkı tartışmaları çerçevesinde, terör suçluları için ilk defa şartla salıverilme ile ilgili bir düzenleme planlandığı düşüncesi yanlıştır.

– Terör örgütü FETÖ mensuplarının durumu

Halihazırda FETÖ örgütü mensuplarından müebbet ve süreli hapis cezasına çarptırılanlar şartla salıverilme imkanına sahiptir; kapsam dışı kalanlar yalnızca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanlardır.

Bir düzenleme yapılması halinde, ağırlaştırılmış müebbet cezası almış olan FETÖ mensuplarının bu imkandan yararlanabilmesi için, mevcut yasal düzenlemelere göre 2046’ya kadar ceza çekmeleri ve bu süre zarfında iyi halli olmaları gerekmektedir. Bu süreçte asgari ceza süresinin ve iyi halli olmanın sağlanmış olması, infaz hakimliğinin olumlu karar vermesi açısından önemlidir.

TBMM, şartla salıverilmenin genişletilmesini yalnızca münfesih terör örgütü mensupları ile sınırlı bir özel düzenleme ile gerçekleştirebilir. Bu durumda FETÖ dahil, diğer terör örgütleri mensuplarının ağırlaştırılmış müebbet cezası alanları bu genişletmeden muaf kalacaktır. Bu da hukuki bir alternatif olarak dikkat çekmektedir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın