Unutulmuş Kahraman: ‘Hoş Gelişler Ola’ Türküsünün Gerçek Sahibi Deli Halit Paşa!
Yazının başında yazar, polemiklere pek yanaşmadığını ve toplumsal barışa zarar verecek konulardan kaçındığını belirtiyor. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili yazılar yazmaktan da uzak durduğunu vurguluyor. Bununla birlikte, Türkiye’de 5816 sayılı kanun maddesi bulunmasına rağmen, Atatürk aleyhinde ciddi bir şey söylemenin bile zor olduğunu ifade ediyor. Ancak yazar, sorun asıl olarak bu değil, Türkiye’nin geçmişiyle ilgili yeterli bilgiyi ne kendimizin bilmesi ne de okullarda öğretilmesi konusundadır.
Yazar, 1909 yılından günümüze kadar olan gerçek tarihin erişilebilir olmadığını ve tarihsel olaylar üzerinde durulmadığını dile getiriyor. Binlerce kilometre kare toprağın kaybedilmesi ve İstanbul’u işgal eden İngilizlerin neden sessiz gittiği gibi konuların da gündeme getirilmediğini savunuyor. Gelecek kuşaklara yalanların öğretilmeye devam edildiğini belirten yazar, toplumsal bilinçlenmenin ve tarihsel gerçeklerin öğrenilmesinin önemine dikkat çekiyor.
“Bir asırdan fazla bir zamandır, ‘Benim Oğlum Bina Okur’ durumundan öteye gidemediğimiz” ifadeleriyle geçmişteki eğitim anlayışının kötüleşmesini eleştiriyor. Önceleri medrese adı altında Arapça eğitim verilirken, öğrencilerin dil bilgisi kurallarını öğrenmeden Arapça öğrenemediğini anlatıyor. Bu zorunluluk nedeniyle pek çok öğrencinin tekrar tekrar ders görmek zorunda kaldığını ve bu nedenle ünlü deyimin ortaya çıktığını açıklıyor.
Yazar, herkesin tarihsel gerçekleri öğrenmesine rağmen, okullarda bu bilgilerin müfredatlara eklenmediği sürecinden bahsediyor. Yakın tarihimiz hakkında bilgi eksikliğinin çok ciddi bir sorun olduğunu vurguluyor. Kendi yaşadığı bir anıyı örnek vererek, merhum Prof. Dr. Raşit Küçük’ün hatıralarını aktarıyor ve bu hatıralar aracılığıyla bilgilendirici bir tartışmanın doğmasına katkıda bulunuyor.
Küçük hocanın hatıralarına dayanarak, ünlü Türkü “Hoş Gelişler Ola”nın aslında Mustafa Kemal’e ait olmadığını, bu türkünün 24 Ekim 1924’te Kars’ı ziyaret eden ve “Kars Fatihi” olarak anılan Deli Halit Paşa’ya ait olduğunu açıklıyor. Türkü daha sonra Muzaffer Sarısözen tarafından Kars yöresindeki bir derleme sırasında TRT arşivine kazandırılmıştır.
Deli Halit Paşa’nın, o dönemde İstiklal Savaşı’nda önemli bir rol üstlendiğini ve bu nedenle halk arasında büyük bir kahramanlıkla anıldığını belirtiyor. Onun hikâyesinin ve çalışmalarının tarihsel bağlamda daha iyi anlaşılması gerektiğini vurguluyor. Yazar ayrıca, Halit Paşa ile birlikte bölgede önemli rol oynayan Kazım Karabekir Paşa’nın da atılması gereken süreci yazarak, okurları bu konuyu araştırmaya davet ediyor.
Sonuç olarak, yazar geçmişten günümüze süregelen bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunları ele alarak, tarihsel gerçeklerin ve mücadelenin aydınlığa kavuşması için araştırma yapılması ve tartışmalara açık olunması gerekliliğini savunuyor. Okurlarına çağrıda bulunarak, geçmişi ve kahramanları tanımalarını istiyor. Bu bağlamda Halit Paşa’nın Kars’taki başarılarının ve ulusal mücadelesinin daha fazla duyulması gerektiğini belirtiyor.
Son olarak, yazar sosyal medya hesapları ve web sitesi aracılığıyla kendisiyle iletişime geçilmesini sağlıyor.





Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın