Yargıtay’dan Kira Sözleşmeleri İçin Yeni Düzenleme

HHaber Merkezi
0 okunma

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracı ve kiraya veren arasındaki anlaşmazlıkları aydınlatan iki önemli karar aldı.

Daire, Resmi Gazete’de yayınladığı ilk kararıyla, kira sözleşmelerinin feshine dair önemli bir noktanın altını çizdi.

Yargıtay’ın, 12 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararında, kira sözleşmelerinin, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 331. maddesi çerçevesinde, taraflar arasında bir “çekilmezlik hali” yaşanması durumunda feshedilebileceği vurgulandı. Kiracı ve kiraya veren, kira süresinin sona ermesini beklemeden fesih başvurusu yapabilir.

Yüksek Mahkeme, Anamur’da yaşanan bir kira anlaşmazlığını değerlendirdi. 2022 yılında imzalanan bir kira sözleşmesini bir yıl sonra fesheden ev sahibi, Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından haksız bulundu. Dosyada, ev sahibinin kiracıya evi tahliye etmesi için üç aylık bir süre tanıdığı göründü. Kiracı bu sürede evi boşaltmadı ve ev sahibi dava açmak zorunda kaldı. Mahkeme, davanın, kira sözleşmesi sona ermeden açıldığına ve bunun ihtiyaç sebebiyle bir fesih olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar vererek davayı reddetti. Dosya, Adalet Bakanlığı’nın bu karara itirazı sonrasında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne ulaştı.

KİRA SÖZLEŞMELERİ FESİH HAKKI SUNAR

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Anamur’daki anlaşmazlık üzerine, “Sürekli edinimli sözleşmelere konu kira sözleşmelerinde, taraflardan birinin durumu çekilmez hale geldiğinde, o tarafın sözleşme ile bağlı kalması beklenemez” açıklamasında bulundu. Daire, kararında şu görüşe yer verdi:

“Çekilmezlik durumunun söz konusu olduğu hallerde, taraflardan her biri, fesih süresine uyduğu takdirde, sözleşmeyi her an feshetme hakkına sahiptir. Bu fesih hakkı, konut ve çatılı iş yeri kirası da dâhil, her tür kira ilişkisi için geçerlidir.”

Yüksek Mahkeme, ikinci kararında ise kira tahliye taahhütnamelerine yönelik çıkan anlaşmazlıkları netleştirdi. Ev sahiplerinin kiralamış oldukları mülkler için hazırladıkları taahhütnameler, sık sık itiraz konusuydu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibi ve kiracı arasındaki tahliye anlaşmazlığına dair dikkat çeken bir karar aldı. Kararda, kira sözleşmesinden yalnızca bir gün sonra imzalanan tahliye taahhütnamesinin, kiracının özgür iradesi ile verilmiş olduğu kabul edilmelidir denildi.

TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNE DAİR ÖNEMLİ KARAR

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, taraflar arasında 15 Mayıs 2022’de bir kira sözleşmesi imzalandı. Ertesi gün, kiracı tarafından, taşınmazı 15 Mayıs 2023’te boşaltacağını belirten bir tahliye taahhütnamesi düzenlendi. Ancak sürenin dolmasından sonra kiracı evi tahliye etmedi ve ev sahibi, 17 Mayıs 2023’te tahliye talebiyle icra takibi başlattı. Kiracının itiraz etmesiyle durum mahkemeye intikal etti.

Ereğli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, kiracının savunmasını haklı buldu. Kiracı, tahliye taahhütnamesini baskı altında imzaladığını ve kira sözleşmesi sırasında kendisine sunulan belgenin özgür iradesiyle kabul edilmediğini dile getirdi. Mahkeme, kira sözleşmesiyle tahliye taahhütnamesinin ardışık düzenlenmesini dikkate alarak, belgenin baskı altında hazırlanmış olduğuna kanaat getirerek davayı reddetti. Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek kanun yararına bozma talebinde bulundu.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığı’nın talebini kabul etti. Daire kararında, kira ilişkisi oluşturulduktan sonra alınan tahliye taahhütnamesinin, genel itibarıyla kiracının özgür iradesinin bir ürünü olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesinden bir gün sonra düzenlendiğine dikkat çekilerek, kiracılık ilişkisinin var olduğu belirtildi. Kiracının, belgedeki tarihinin sonradan değiştirildiği iddiasını ise diğer belgelerle kanıtlaması gerektiği vurgulandı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın